Page 97 - Microsoft Word - Lot3_GerekcelerinYazilmasiHakimlerIcinElKitabi_Matbaa
P. 97
GEREKÇELERİN YAZILMASI: HÂKİMLER İÇİN EL KİTABI
• Lucifer Rogers’ın sözleşmeyi bozma amacı vardı. (Lucifer Rogers sözleşmeyi boz-
mayı amaçlamıştı.)
• İfadede babanın düzenli olarak uyuşturucu aldığına dair göstergeler var. (İfade, ba-
banın düzenli olarak uyuşturucu kullandığını göstermektedir.)
Edilgen çatının da tıpkı “var” ile sonlanan isim cümlesinde olduğu gibi pek çok meşru kul-
lanım alanı bulunmaktadır. Bununla birlikte her iki biçim de tehlikeli derecede bağımlılık
yapmaktadır.
“İsim cümlesi” genellikle yumuşak isimleştirmeyi gösterse de isim cümlesi olmaksızın da
bu sorun söz konusu olabilir. Bazı örnekleri şunlardır:
• Avukat, son üç davaya atıf yapmaktadır. (atıfta bulunur)
• Tanık, dükkân sahibinin kimliğini saptadı. (teşhis etti)
• Mahkeme erteleme süresi vermeyi reddetti. (ertelemedi)
İsimleştirme, tedavisi zor bir alışkanlıktır ve hukuk usulünde bulaşıcı olduğu görülmektedir
ancak yazım sırasında güçlü fiiller aranması yardımcı olmalı, sizi isim kılığına girmiş görü-
nenlere karşı bile uyarmalıdır.
Tüm isimleştirmeler fiil yapılarına dönüştürülmemelidir. İsimleştirmeler birkaç meşru iş-
levi yerine getirebilirler. Bunlar arasında en yaygın olanı cümleden cümleye bağlantı aracı
olarak hizmet etmesidir. Şu örnekler üzerinde düşünelim:
• Memur, sürücüyü hakları konusunda bilgilendirmeyi ihmal etti. İhmali, sürücüde
büyük sıkıntıya neden oldu.
• Sigorta şirketi, müşterinin zararları azaltmadığını söyledi. Azaltmak için derhâl ha-
rekete geçilmesi gerekirdi.
Yukarıdaki örnekler, belirli isimleştirme türlerinin stratejik değerini göstermektedir. Söz
konusu kelimelerin tekrar edilmesi onları hafızada pekiştirir ve fiilden isim biçimine geçiş,
zarafet ve kelime konusunda ekonomi sağlar. Yazım sürecinde bu tür meşru kullanımların
belirlenmesi zor olmamalıdır.
Bu durumda yumuşak fiiller laf kalabalığına neden olur ve netliği engeller. Sezar’ın zafe-
rini “Benim gelişim vardı, sonra görüşüm vardı ve daha sonra yenişim vardı” diyerek ilan
etmiş olsaydı Roma imparatorluğu üzerindeki etkisini hayal edin. Böyle yazan birine suikast
yapılmasına gerek olmazdı. Kullandığı fiiller (“geldim, gördüm, yendim”) hiçbir şekilde
süslü değildir; güçleri, kısmen özlü gerçekliklerinden kaynaklanmaktadır.
Gerekçeli karardaki nedenler, genellikle güçlü fiilleri davet etmez. Bu yazım türü, tutukla-
nan, suçlanan, hakları ihlal edilen, saldırıya uğrayan insanları, kısacası bir şeylere maruz kalan
insanları öne çıkarma eğilimindedir. Dahası, maruz bırakanlar, “tanık ifade verdi” veya “avukat
bunu savunuyor” ya da “bu dava şu önermeyi destekliyor” cümlelerinde olduğu gibi genellikle
sıradan şeyler yaparlar. Bir avukat, “tartışmak”, “belirtmek”, “söylemek”, “sunmak”, “itiraz
etmek” veya “önermek” dışında başka ne yapabilir? Yargısal kararlar yazanlar, genellikle
kendilerini fiillerden ziyade isimleri düşünürken bulurlar ve fiillere yöneldiklerinde kendilerini
edilgenlik kayası ile sıkıcı bir şekilde tekrarlayan zor düşünsel eylem arasında sıkışmış bulur-
lar.
78